Lazer, ingilizce LIGHT AMPLIFICATION BY STIMULATED EMISSION OF RADIATION kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kelimedir ve özel koşullarda (uyarılmış emisyonla) ışığın güçlendirilmesi anlamına gelmektedir. Lazerler, gücü ve cinsine göre yaygın bir kullanım alanına sahiptir. Lazer bugün askeri alandan sanayiye, telekomünikasyondan tıbba kadar son derece yaygın bir kullanıma sahiptir.
Yanlış olarak bilindiğinin aksine röntgen ışınları veya radyoaktif ışınlarla uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Lazer ışığının güneş ışıgı veya bilinen lamba ışığından farkı, onun çok saf( tek renkli) ve yoğunlastırılabilir özellikte olmasıdır. Yani lazer ışığı prizmadan geçirilince diğer ışıklar gibi renklerine ayrılmaz, hangi renk girmişse o renk çıkar. Diğer ışıklar, kaynaktan çıkar çıkmaz dağılır; lazer ışığı çok uzun mesafelere hiç dağılmadan, yani enerji kaybetmeden gidebilir. Lazerin üçüncü bir özelliği ise çok küçük alanlara (mikron düzeyinde, hatta teorik olarak ışığın dalga boyu kadar) yoğunlaştırılabilmesidir. Tıbbi alanda kullanılan lazerler 2mW ile 100 Watt arasında değişen güçlere sahiptir. Güçlü lazerler cerrahide, güçsüz lazerler ise tıbbi tedavi alanında kullanılmaktadırlar. Kliniğimizde de 2-230 mW gücündeki güçsüz lazerler kullanılmaktadır. Bunlar Dünya Sağlık Teşkilatının non-risk dediği gruptan lazerlerdir ve 20 yılı aşkın kullanımina rağmen bugüne kadar hiçbir yan etkiye rastlanmamıştır. Lazerlerin şimdiye kadar 20'yi aşkın olumlu etkisi saptanmıştır. Bunlardan bazilarını şöyle sıralayabiliriz: